Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
mask-programmable filter
disc coupling
minus
stretch something out
Fire engine
implied authorisation
ph value
quetschte
Vortex-Thermometer
embedded computer systems
marítima
contract implementation
horizontal pendulums
clip frame
give error
Linen
context-dependent
bloqueo lateral
notionally
crit
plough roughly
macro definition
marking printer
Axis case
cell differentiation
know someone
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"know someone"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
know someone
f.
birisini tanımak
How many of you
know somebody
like this?
Kaçınız böyle
birini tanıyor?
More Sentences
"know someone"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 140 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
someone you don't know
i.
bilmediğin birisi
2
Genel
someone you don't know
i.
tanımadığın birisi
3
Genel
someone you don't know
i.
tanımadığın biri
4
Genel
someone you don't know
i.
bilmediğin biri
5
Genel
pretend not to know someone
f.
tanımamazlıktan gelmek
6
Genel
know someone by sight only
f.
birini sadece yüzünden tanımak
7
Genel
let (someone) know
f.
haber vermek
8
Genel
let someone know
f.
haber vermek
9
Genel
know (someone) for a long time
f.
uzun süredir tanımak
10
Genel
know (someone) by sight
f.
simaen tanımak
11
Genel
know (someone) by sight
f.
cismen tanımak
12
Genel
know (someone) by name
f.
ismen tanımak
13
Genel
have the chance to know someone
f.
tanıma fırsatı bulmak
14
Genel
have the chance to know someone
f.
tanıma fırsatı yakalamak
15
Genel
know someone by sight
f.
sima olarak tanımak
16
Genel
get to know someone
f.
birini tanımak
17
Genel
know someone's value
f.
kıymetini bilmek
18
Genel
know someone's value
f.
değerini bilmek
19
Genel
know someone very well
f.
birini çok iyi tanımak
20
Genel
know how someone would react
f.
nasıl tepki vereceğini bilmek
21
Genel
know little about someone
f.
biri hakkında çok az şey bilmek
22
Genel
know very little about someone
f.
biri hakkında çok az şey bilmek
23
Genel
know a lot about someone
f.
birisi hakkında çok şey bilmek
24
Genel
pretend not to know someone
f.
tanımazlıktan gelmek
25
Genel
know someone’s weak points
f.
birinin zaaflarını bilmek
26
Genel
know someone´s weak spots
f.
birinin zaaflarını bilmek
27
Genel
know someone’s faults
f.
birinin zaaflarını bilmek
28
Genel
know someone’s weaknesses
f.
birinin zaaflarını bilmek
Öbek Fiiller
29
Öbek Fiiller
know someone as something
f.
birini -e olarak bilmek
30
Öbek Fiiller
know someone from someone
f.
birini başka birinden bilmek/tanımak
31
Öbek Fiiller
know of (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) haberi olmak
32
Öbek Fiiller
know about (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) haberdar olmak
33
Öbek Fiiller
know about (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) farkında olmak
34
Öbek Fiiller
know of (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) kim/ne olduğunu bilmek
35
Öbek Fiiller
know (someone or something) from (someone or something else)
f.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırt etmek
36
Öbek Fiiller
know (someone or something) as (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şey) olarak tanımak
37
Öbek Fiiller
know about (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) haberi olmak
38
Öbek Fiiller
know (someone or something) from (someone or something else)
f.
(biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasındaki ayrımı yapabilmek
39
Öbek Fiiller
know of (someone or something)
f.
bildiği/duyduğu (biri/bir şey) olmak
40
Öbek Fiiller
know of (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) hakkında bilgisi olmak
41
Öbek Fiiller
know about (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) bilmek
42
Öbek Fiiller
know of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) bilmek
43
Öbek Fiiller
know (someone or something) as (something)
(birini/bir şeyi bir şey) olarak bilmek/kabul etmek
Konuşma Dili
44
Konuşma Dili
know someone good
f.
çok iyi tanımak
45
Konuşma Dili
give someone a chance to get to know someone
f.
daha iyi tanıma fırsatı vermek
46
Konuşma Dili
ask questions that someone doesn't know the answers
f.
cevabını bilmediği sorular sormak
47
Konuşma Dili
know where someone is coming from
f.
birinin bakış açısını bilmek
48
Konuşma Dili
know where someone is coming from
f.
birinin maksadını bilmek
49
Konuşma Dili
know (someone)
f.
(birini) bilmek/tanımak
50
Konuşma Dili
know where someone is coming from
f.
birinin ne demek istediğini bilmek
51
Konuşma Dili
know (someone)
f.
(birinin) kim olduğunu bilmek
52
Konuşma Dili
know where someone is coming from
f.
birini bir görüşe/eyleme iten davranışı bilmek
53
Konuşma Dili
know where someone is coming from
f.
birinin niyetini bilmek
54
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) ne yapacağını bilemezsin
55
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) ne yapacağı/nasıl davranacağı belli olmaz
56
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) kalitesini/niteliğini önceden bilemezsin
57
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) sağı solu belli olmaz
58
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) nasıl davranacağını önceden tahmin etmek zor
59
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) ne yapacağı hiç belli olmaz
60
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) ne yapacağını bilemezsin
61
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinden/bir şeyden) asla emin olmazsın
62
Konuşma Dili
you never know with (someone or something)
expr.
(birinin/bir şeyin) sağı solu belli olmaz
Deyim
63
Deyim
know where someone stands
f.
durumunun ne olduğunu bilmek
64
Deyim
know someone in high places
f.
yüksek yerlerde tanıdığı olmak
65
Deyim
not know someone from adam
f.
birisini hiç tanımamış/görmemiş olmak
66
Deyim
know someone by one's perfume
f.
birini parfümünden tanımak
67
Deyim
not know what to make of someone
f.
(birinin yaptığı şeye) anlam verememek/anlamamak
68
Deyim
not know someone from eve
f.
birisini hiç tanımamış/hiç görmemiş olmak
69
Deyim
not know (someone) from a bar of soap
f.
hiç tanımamak
70
Deyim
not know (someone) from a bar of soap
f.
hiç bilmemek
71
Deyim
not know what hit someone
f.
neye uğradığını şaşırmak
72
Deyim
know where (one) is with (someone or something)
f.
(birinin) bir konuda ne düşündüğünü bilmek/öğrenmek
73
Deyim
know where (one) is with (someone or something)
f.
(birinin) ne düşündüğünü bilmek/öğrenmek
74
Deyim
know where (one) is with (someone or something)
f.
(birinin) görüşlerini bilmek/öğrenmek
75
Deyim
know where (one) is with (someone or something)
f.
(birinin) bir konu hakkındaki görüşlerini bilmek/öğrenmek
76
Deyim
know someone in the biblical sense
f.
sevişmek
77
Deyim
know someone in the biblical sense
f.
cinsel ilişkiye girmek
78
Deyim
know (someone) in the biblical sense
f.
sevişmek
79
Deyim
know (someone) in the biblical sense
f.
cinsel ilişkiye girmek
80
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
her karışını bilmek
81
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
(birisini ya da bir şeyi) avucunun içi gibi bilmek
82
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
ciğerinin içini bilmek
83
Deyim
know (someone or something) like a book
f.
ezbere bilmek
84
Deyim
know nothing and care less (about someone or something)
f.
ne bilmek ne de bilmek istemek
85
Deyim
know nothing and care less (about someone or something)
f.
hiç bilgisi olmamak, bilmek de istememek
86
Deyim
know nothing and care less (about someone or something)
f.
(bir kişi veya konu hakkında) tamamen ilgisiz olmak
87
Deyim
know little and care less (about someone or something)
f.
daha fazla bilmek de istememek
88
Deyim
know nothing and care less (about someone or something)
f.
hiçbir şey bilmemek ve bilmek de istememek
89
Deyim
know nothing and care less (about someone or something)
f.
(bir kişiye veya konuya) hiç ilgisi olmamak
90
Deyim
know little and care less (about someone or something)
f.
çok az şey bilmek ama bilmek de istememek
91
Deyim
know little and care less (about someone or something)
f.
bihaber ve kayıtsız olmak
92
Deyim
know little and care less (about someone or something)
f.
(biri veya bir şey hakkında) bir şey bildiği ve umursadığı olmamak
93
Deyim
know little and care less (about someone or something)
f.
pek bir şey bilmeyip hiç umurunda olmamak
94
Deyim
know (someone or something) by name
f.
(birini/bir şeyi) ismen tanımak
95
Deyim
know (someone or something) by name
f.
(birini/bir şeyi) ismen bilmek
96
Deyim
know (someone or something) by name
f.
(birinin/bir şeyi) isim olarak tanımak
97
Deyim
know (someone or something) for what (they or it) is
f.
(birinin/bir şeyin) ne mal olduğunu bilmek
98
Deyim
know (someone or something) through and through
f.
(birinin/bir şeyin) tamamını bilmek
99
Deyim
know (someone or something) by sight
f.
(birine/bir şeye) göz aşinalığı olmak
100
Deyim
know (someone or something) by sight
f.
(birini/bir şeyi) sima olarak tanımak
101
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(birini/bir şeyi) avucunun içi gibi bilmek
102
Deyim
know (someone or something) through and through
f.
(birini/bir şeyi) çok iyi bilmek
103
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(birini/bir şeyi) a'dan z'ye bilmek/tanımak
104
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(biri/bir şey) hakkında her şeyi/neredeyse her şeyi bilmek
105
Deyim
know (someone or something) by sight
f.
(birini/bir şeyi) dışarıdan bilmek/tanımak
106
Deyim
know (someone or something) by sight
f.
(birini/bir şeyi) simaen bilmek
107
Deyim
know (someone or something) through and through
f.
(birini/bir şeyi) a'dan z'ye bilmek
108
Deyim
know (someone or something) to be (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şey) olarak bilmek/tanımak
109
Deyim
know (someone or something) through and through
f.
(birinin/bir şeyin) her şeyini bilmek
110
Deyim
know (someone or something) through and through
f.
(birinin/bir şeyin) içini dışını bilmek
111
Deyim
know (someone or something) for what (they or it) is
f.
(birinin/bir şeyin) aslında nasıl biri/bir şey olduğunu bilmek
112
Deyim
know (someone or something) to (do something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şey yapacağını) bilmek
113
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(birinin/bir şeyin) içini dışını bilmek
114
Deyim
know (someone or something) by sight
f.
(birini/bir şeyi) cismen tanımak/bilmek
115
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(biri/bir şey) hakkında her şeyi/neredeyse her şeyi sular seller gibi bilmek
116
Deyim
know (someone or something) by sight
f.
(birini/bir şeyi) simaen tanımak
117
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(birini/bir şeyi) çok iyi bilmek/tanımak
118
Deyim
know (someone or something) inside out
f.
(birinin/bir şeyin) ciğerinin içini bilmek
119
Deyim
not know what to make of (someone or something)
f.
(birinden/bir şeyden) ne anlam çıkaracağını bilememek
120
Deyim
not know the first thing about (someone or something)
f.
(biri/bir şey) hakkında hiçbir fikri olmamak
121
Deyim
not know what to make of (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bir anlam verememek
122
Deyim
not know what to make of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) pek anlamamak
123
Deyim
not know the first thing about (someone or something)
f.
(biri/bir şey) hakkında hiçbir şey bilmemek
124
Deyim
not know what hit someone
expr.
kendisine neyin çarptığını bilmeden
125
Deyim
not know what hit someone
expr.
başına ne geldiğini bilmeden
126
Deyim
to know someone is to love her
expr.
o herkesin sevgilisidir
127
Deyim
(someone) (just) doesn't know when to quit
expr.
(biri) nerede duracağını bilmiyor
128
Deyim
(someone) (just) doesn't know when to quit
expr.
(biri) ne zaman duracağını bilmiyor
129
Deyim
what (someone) doesn't know can't hurt them
expr.
(birinin) bilmediği şey ona zarar veremez
130
Deyim
what (someone) doesn't know can't hurt them
expr.
(birine) bilmediği şeyden zarar gelmez
131
Deyim
what (someone) doesn't know can't hurt them
expr.
(birinin) bilmediği şey onu üzmez
Konuşma
132
Konuşma
before someone know it
expr.
hızla
133
Konuşma
before someone know it
expr.
çabucak
134
Konuşma
before someone know it
expr.
göz açıp kapayıncaya kadar
135
Konuşma
I know what it's like to hold on to someone
expr.
birisine tutunmanın ne demek olduğunu bilirim
136
Konuşma
I know there's someone else
expr.
başka birisinin olduğuna eminim
137
Konuşma
I know there's someone else
expr.
başka birisinin olduğunu biliyorum
138
Konuşma
you have to know someone to get in
expr.
oraya girmek için birilerini tanıman gerekiyor
139
Konuşma
you have to know someone to get in
expr.
oraya girmek için birilerini tanımanız gerekiyor
140
Konuşma
it belongs to someone i know
expr.
bu, tanıdığım birine ait
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of know someone
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy